Hocam bisiklet caiz midir?

Milliyet Gazetesi’nde 9 Eylül 2012’de çıkan bir haberde Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç’in sözlerine yer verildi. Açıkgenç, Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın düzenlediği düşünce toplantısında “İslami bisiklet” hakkındaki düşünceleri hakkında konuştu. Açıkgenç, “İslami bir bisiklet üretilebilir. İslam’a göre ameller niyete göredir. Allah’ın rızasını gözeterek ve insanlara faydalı olması öncelenerek üretilen bir bisiklet İslami bisiklet olur” dedi.

Bu ifadeden Açıkgenç’in henüz “İslami bisiklet” üretilmediğini kabul ettiği anlaşılıyor. Bisikletler tüm dünyada insanların hayatlarını kolaylaştırmasına, motorlu taşıtlara bağlılığı azaltarak karbon salınımını düşürüp iklim değişikliğine katkı sağlamasına, hatta kullanıcılarını daha sağlıklı hale getirmesine rağmen, maalesef “Allah rızası gözetilmeden” üretilen bisikletler “İslami” olmamış oluyor.

Aynı toplantıda İslami bisiklet faslına Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkay Dereli de düşünceleriyle katkı sağlamış. Dereli’ye göre “boyası insan sağlığına zararlı olan bir bisiklet İslami olamaz.” Acaba Dereli’nin boyası sağlığa zararlı herhangi bir ürünü İslami şartlardan önce yasal olmadığı için aforoz etmesi gerekmez miydi?

20120915_EUD001_0İlgili haber, bir hafta sonra The Economist dergisinde bir yazıya konu oldu. Türkiye’de AKP iktidarıyla birlikte İslamın, bilimden daha çok öne çıkarıldığı ele alınan yazıda Türkiye’nin rekabetçi olabilmesi için araştırma-geliştirme faaliyetlerine daha fazla önem vermesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca binlerce din adamını istihdam eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinin TÜBİTAK’ın bütçesinin iki katı kadar olduğu da belirtildi. Yan tarafta ilgili yazıda yer alan karikatür görülüyor: Türkiye’nin yüksek teknoloji odaklı Ar-Ge faaliyetinin ürünü “İslami bisiklet”!

Haydi lafı boş yere evirip çevirmeyelim. Aslında bisiklet meselesi İslami’lik, ameller ve niyetlerinden öte, kadınlar ile ilgili!

Aslında bu İslami bisiklet meselesi Türkiye’den önce İran’da gündeme gelmişti. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney 1999’da verdiği bir fetvada kadınların yabancıları cezbedebilecek her türlü şeyden uzak durmalarını, dolayısıyla kamuya açık yerlerde kadınların bisiklet ve motorsiklete binmelerinin toplumda çöküntüye yol açacağı için yasaklanmasını emretmişti. Bunun üzerine alt tarafında ufak bir kabin eklentisi bulunan, böylece kullanıcısının edep yerlerini gizleyen bir bisiklet üretilmesi gündeme geldi. Galiba bu bisiklet modeli İran’da hayata geçemedi. Öyle ki İsfahan’da bazı “zındık ve lain” kadınlar kalsik modellerdeki bisikletleri sürmekte ısrarcı davranmış olacaklar ki, Isfahan Emniyet Müdürü’nün “son zamanlarda sayıları artan kadın bisikletçiler en sert şekilde cezalandıracaklar” şeklindeki sözleri ile 2010 yılında dünya basınında yer buldu. Günümüzde İran’da kadınlar bisiklete binemeseler de motorsiklete binebiliyorlar; fakat mutlaka bir erkeğin nezaretinde ve arkada oturmak şartıyla.

B2Jk9PJCEAAakEZSuudi Arabistan’da ise 2013’te çıkan bir fetvaya göre bisiklet kadınlara caiz kılındı, ancak elbette şartlar var: Bisiklet ulaşım amacıyla değil, spor veya güzel vakit geçirme amacıyla kullanılacak, kadına mutlaka bir yakını eşlik edecek. Bisiklet süren kadın giyimine dikkat edecek ve giyim kurallarını esnetemeyecek.

Tüm bu tartışmalardan sonra ister istemez İslami ülkelerdeki bisiklet kullanımı merak ediliyor. İstatistiklere göre tüm ulaşım faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda en çok bisiklet kullanan ülkeler Hollanda, Danimarka ve Almanya. Dünyada en çok bisiklet barındıran ülkeler ise sırasıyla Çin, ABD, Japonya, Almanya ve Hindistan. Eğer nüfus ve bisiklet sayısı oranlanarak, kişi başına düşen bisiklet sayısına bakılırsa Norveçlilerin %60’ı, İsveçlilerin %63,7’si, Almanların %75,8’i, Danimarkalıların %80,1’i ve Hollandalıların %99,1’i bisiklet kullanıyor.

Türkiye’de ise yıllardan beri en çok bisiklet kullanılan şehir Konya olarak biliniyor. Nüfusa göre en çok bisiklet kullanılan şehrin ise Iğdır olduğu yazılıyor. Fakat Türkiye’nin adını bisikletle ilgili dünya verilerinde (üretim, kullanım, bisiklet yolu, kişi başına düşen bisiklet sayısı…) görmek mümkün olamıyor.

Yani ne üretici, ne de tüketici olarak bisiklet pazarının içinde ciddi bir konumu bulunmayan nüfusu çoğunlukla Müslümanlardan oluşan ülkeler, nedense özellikle kadın üzerinden bisiklet kullanımını ilginç bir şekilde tartışmaya açmış durumda. Belki de bu tartışmayı körükleyenler ileride bir “sertifikasyon marketi” oluşturmak isteyip para kazanmaya çalışıyorlardır. Eğer yakında “Dünya İslami Ulaşım Araçları Kurumu” gibi bir kuruluş ortaya çıkar, bisiklet, motorsiklet, hatta diğer ulaşım araçlarına “İslami şartlara uygun araç” sertifikası vermeye başlarsa şaşırmamak gerekir. Aynı yakın geçmişimizde sanki yıllardır haram et yiyormuşuz gibi birçok kuruluşun Türkiye’de “helal et” sertifikası üzerinden reklam yapması gibi.

 

Daha fazlası için:

Economist Dergisi’nde Türkiye’de İslami Bisiklet hakkında çıkan yazı:

http://www.economist.com/node/21562945

İranlı kadınlar ve bisiklet kullanımı hakkında:

http://usatoday30.usatoday.com/news/opinion/2007-06-28-iranian-bicycle-women_N.htm

Suudi Arabistan’da bisiklet kullanımının kadınlara şartlı olarak serbestleşmesi:

http://world.time.com/2013/04/03/saudi-women-can-now-ride-bicycles-in-public-kind-of/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.