Fıstıkçı Şahap’ın İşleri

pistachios

Türkiye’de antep fıstığı konusunda ciddi sıkıntılar var*. Dahası bu sıkıntılar, kurumsal sorumluluğun ne kadar önemli olduğunu gösterebilmek için çok uygun örnekler sunuyor.

Bu yılın iklim koşulları sebebiyle antep fıstığı yetişmemiş, rekolte oldukça düşükmüş. Dolayısıyla fiyatlar artmış. İyi ama Türkiye antep fıstığı konusunda önde gelen ülkelerden biri. Dünya antep fıstığı üretiminin %50’sini İran, %25’ini ABD gerçekleştiriyor. Türkiye ise %15’lik üretimle 3. en büyük üretici konumunda.

Diğer yandan Türkiye’deki üretim Türkiye antep fıstığı ihtiyacının %138’ini karşılıyor. Yani eğer geçen yılı antep fıstığı ticareti açısından normal bir yıl kabul edersek elimizde geçen yıldan kalan %38’lik bir miktar fıstığın olması gerekiyor. Ayrıca geçen yıl antep fıstığı ihracatı artmadığına göre herkes bu fıstıkların nerede olduğunu soruyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Antep Fıstığı Araştırma İstasyonu Müdürü Nevzat Aslan, antep fıstığının bir buçuk yıl saklanabilen bir ürün olduğunu söylemiş. Ayrıca antep fıstığı geçtiğimiz günlerde kg başına 50TL’den 65TL’ye yükselmiş bile. Yani antep fıstıkları stoklanmış. Bilerek piyasaya verilmiyor, çünkü her geçen gün daha çok değerleniyor. Öyle ki büyük tatlı üreticileri, kalitede bir düşüş yaşamamak ve astronomik fiyatlarla antep fıstıklı tatlılar satmamak için bir yıl kadar antep fıstıklı üretimlerine ara verebileceklerini belirtiyorlar.

Oysa antep fıstığı üreticileri kurumsal sorumluluk yaklaşımlarını daha geliştirmiş olsalardı durum farklı olabilirdi:

  • Dünyanın en büyük 3. üreticisi olmasına rağmen Türkiye’de fıstık hâlâ kuru tarımla üretiliyor. Nitekim bu yılın düşük rekoltesi biraz da eski ve verimsiz tarım uygulamalarının sonucu. Yani demek ki fıstık üreticileri önceki yıllarda kâr oranlarından memnundular. Bu durumun sürekli devam edeceğini düşündüler; fakat bu yıl, ekonomik kârlılığın sürdürülebilirliği tam olarak sağlayamadığını, çevresel sorumluluklarının önemini acı bir şekilde anlıyorlar.
  • Eğer fıstık üreten şirketler kurumsal sorumluluk-sürdürülebilirlik raporlaması yapsalar, yani ekonomik-çevresel ve toplumsal etkilerini ölçmeye ve yönetmeye çaba sarf etselerdi, krizleri daha erken tahmin edebilirler ve krizlere karşı daha tedbirli olabilirlerdi.
  • Fıstık üreticileri, en önemli paydaşları arasında yer alan tatlı üreticileriyle daha yakın ilişkiler kurabilselerdi, stoklama yöntemiyle daha çok para kazanabilecekleri yanılgısına düşmezler, tatlıcıların belirli bir süre antep fıstığı içermeyen ürün satma tehdidini önceden fark edebilirlerdi.
  • Tüm Kuruyemiş Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜKSİAD) Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Özkara, antep fıstığının et ve süt gibi fiyatının dengelenmesi gerektiğini, bu iş için bir kurumun görevlendirilmesi gerektiğini söylemiş. Demek ki üreticilerin denetlenmeden ve mesleki standartlardan düşman görmüş gibi kaçmamaları; piyasanın ve -en nihayetinde- kendilerinin kurumsal sürdürülebilirlikleri için gönüllü olarak sektörel faaliyetlerde bulunmaları gerekiyormuş.

Şartlar “Sorumlu Kurum” olmayı önünde sonunda öğretiyor. Asıl mesele yaklaşan süreçleri önceden görebilmek, tedbir alabilmek ve kimseyi mağdur etmemek olmalı.

*İlgili haber için: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/24653409.asp

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.