İslâm ve Kurumsal Sorumluluk *

Kurumsal Sorumluluk ve Din Nasıl Yan Yana Gelebiliyor?

Kurumsal sorumluluk, ekonomik ve toplumsal alanın tam ortasında yer alan bir kavramdır. Bu durum kurumsal sorumluluk kavramı için bir ikilemi beraberinde getirir. Çünkü ekonomi tüm dünyada geçerli vazgeçilmez kuralları olan ve kesinlik için çaba sarf ederken, toplumsal alan tam tersine göreceliliği, farklı anlam dünyalarını ve kesin yargılardan kaçınmayı içerir.

Kurumsal sorumluluğun bir yönetim biçimi veya kurumsal strateji yöntemi olarak algılanması kavramın ekonomi alanı içerisinden bir yorumunu içerir. Diğer yandan günümüzde her ülkedeki kurumsal sorumluluğun ayrı ayrı incelendiği bir eğilim var. Bu ayrıştırma sadece ülkelerin farklı ekonomik ilişkiler tarihi ile ilgili değil, aynı zamanda ülkeye hâkim olan kültürel yapıların yorumlarını da kapsıyor. Çünkü kaçınılmaz olarak kurumsal sorumluluk incelemeleri hem ekonomiden hem toplumsal ilişkilerden etkileniyor.

Diğer yandan kurumsal sorumluluk ile ilgili kültürden etkilenen yorumlamaların ülkelerden daha önce inançlar ile ilgili yapıldığını görüyoruz. Eğer kurumsal sorumluluğun nihayetinde bir kurumun işini nasıl “iyi ve doğru” yapabileceğinin arayışı olarak görürsek, dinler ve kurumsal sorumluluk arasında ilişki kurmaya çalışılmasına şaşırmamamız gerekir. Muhtemelen her dini öğreti, kişisel düzeyde olduğu kadar ticari yaşantıda da iyi ve doğrunun ne olduğunu öğütleyen yaklaşımlara sahiptir.

Kurumsal sorumluluk kavramı her ne kadar Soğuk Savaş döneminin bitmesiyle birlikte görünürlük kazansa da, dünya çapında 2000’li yıllardan sonraya yaygınlaşmaya başlamıştır. Oysa 2000’lerden çok daha önce Anglosakson dünyada Hıristiyanlık ve kurumsal sorumluluk arasındaki bağlantıları göstermek isteyen çalışmalar yayınlanmıştır. Bu çabalar sadece araştırma dünyası ile sınırlı kalmamış, Hıristiyanlık ve iş dünyasını yan yana getirmeye çalışan kuruluşlar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar 1960’lı yılların sonunda yoğunlaşmaya başlamış ve nihayetinde 1971’de ilk modern ahlaki yatırım fonu olarak kabul edilen Pax World Fund kurulmuştur. Günümüzde Hıristiyanları İncil’e uygun olarak yatırım yapmalarını anlatan genel bir terim olarak Hıristiyan Finans kullanılmaktadır. Dünyanın pek çok bölgesinde hem yatırım hem harcama alanında bireyleri Hıristiyanlığın kurallarına ve duyarlılıklarına göre hareket etmeye çağıran pek çok kuruluş-girişim bulunmaktadır.

İslam ve kurumsal sorumluluk arasındaki ilişki ise, göreceli olarak daha yeni kurulmaya başlamıştır. Faiz kazancına karşı çıkan İslami anlayış sebebiyle İslami banka kavramı ortaya çıkarmış olmasına rağmen, kurumsal ve bireysel düzeyde kurumsal sorumluluk ve İslam arasındaki ilişki yeterince tanımlanmış değildir. Kurumsal sorumluluğun İslami ülkelerde yaygınlaşması büyük oranda küreselleşme sürecinin bir sonucudur.

Batılı olmayan ülkelerde küreselleşme ile yaygınlaşan kavramlara karşı bir direnme söz konusu olabilir. Yeni karşılaşılan kavramların fazla Batılı olduğu yorumlanır veya ülkenin değerlerini bozabileceği kaygısı duyulur. Fakat sonunda bir “kültürleşme” gerçekleşir, küresel ve yerel değerler iç içe geçer. İslami kurumsal sorumluluktan (veya İslam ve kurumsal sorumluluk) bahsederken sıklıkla bu kültürel etkileşimden bahsetmemiz gerekir.

Hangi İslam?

Belki “İslami kurumsal sorumluluk” terimini masaya yatırmadan önce hangi İslam’dan bahsettiğimizi sorgulamamız da gerekir. İslam dünyanın en büyük ikinci ve en hızlı büyüyen dinidir. Dünyanın hemen hemen tüm coğrafyalarında Müslüman topluluklar vardır fakat en kalabalık Müslüman toplumlar Güney Asya ve Orta Doğu bölgelerinde yaşamaktadır. Tüm Müslümanların en az %70’inin Sünni olduğu tahmin edilmektedir. Buna rağmen Sünni toplulukların kendi içlerinde homojen bir yapıda olduklarını söylemek güçtür. Söz gelimi Pakistan, Bosna Hersek, Türkiye ve Suudi Arabistan’daki Müslümanlar Sünni sayılıyor olmalarına rağmen birbirlerinden oldukça farklı dini yaşantılara sahiptir. Ayrıca Müslüman toplumların tümü için genelleme yapılabilecek bir İslami iş dünyası yaklaşımı yoktur.

Büyük ihtimalle İslam ve iş dünyasını en fazla yan yana getiren olgu İslami bankacılık ve finans uygulamalarıdır. İslam’da faiz ile elde edilen kazancın haram olduğu yorumlanmıştır. Bu nedenle İslami bankacılık faiz üzerinden değil ortak yatırım kazançları üzerinden gelir sağlamaya çalışır ve bu yatırımların yasaklanmış (haram) emtia ve hizmetlerden uzak kalması için çalışır. İslami finansı, Hıristiyan finans ile karşılaştırmak yanlış olur. Çünkü İslami finansın temel vurgusu ortak yatırımların niteliği ve amacı değil, bireylerin şeriat kurallarına uygun (haramdan kaçınan) şekilde modern finans dünyasında yer alabilmesini sağlayabilmektir.

İslamî Kurumsal Sorumluluk İddiaları

Modern kurumsal sorumluluk kavramına İslami bir yorum ekleyen öncü çalışmalardan birisi Willams ve Zinkin isimli iki profesyonel danışmanın yayınladıkları Islam and CSR: A Study of the Compatibility Between the Tenets of Islam and the UN Global Compact” isimli meşhur makaleleridir. Williams ve Zinkin bu çalışmalarında Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin 10 ilkesi ile İslam’ı (özellikle Kur’an üzerinden) karşılaştırırlar ve İslam’ın bu 10 ilkeye sadece uyum sağlamakla kalmayıp pek çok noktada Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin standartlarını aştığını iddia ederler.

Benzer yargılar başka yazarlar tarafından da iddia edilmiştir. Örneğin Basah ve Yusuf kurumsal sorumluluğun İslami hayatın dışında kalmadığını, hatta kurumsal sorumluluğun İslami öğretinin en temel kavramları arasında yer aldığını iddia ediyorlar. Dusuki ve Abdullah ise çıtayı daha ileriye götürerek Batılı teorilerin aksine İslami bir kurumsal sorumluluk yaklaşımının bütüncül bir bakış açısı yakaladığını, böylece Kur’an ve sünneti temel alarak kapsayıcı ruhani bir yaklaşıma ulaşıldığını iddia ederler.

İslam ve kurumsal sorumluluk arasında yakın ilişki saptayanlar arasında iş dünyasından temsilciler de bulunur. Dubai Kurumsal Değerler Merkezi isimli kuruluşun yöneticisi bir röportajında “topluma hizmet etmek İslami geleneğin derin köklerine kadar uzanır ve pozitif kurumsal sorumluluğun temelini oluşturur” diyor. Dakka Ticaret Odası Başkanı ise “iş insanlarımız kurumsal sorumluluk ile ilgili hedeflerini İslam’ın ışığı ile tamamlamalılar, böylece insani kalkınma ve ekonomik gelişmenin gerçekleşeceğine emin olabiliriz” diyor.

İslamî Kurumsal Sorumluluğun Çıkmazları

Yukarıdaki yargılarda genel olarak inançla gurur duyma ve İslam’ı modern iş dünyası ile yakın ilişkide gösterme amacı olduğunu görmek zor değil. Yukarıdakilere benzer teleolojik saptamalarda, İslam’ı önünde sonunda haklı çıkarmak ve güzel olan her şeyi sorgusuz sualsiz sahiplenilen dini kimliğe bağlamak amaçları seziliyor. Oysa kendisiyle gurur duyan, inanç temelli yaklaşımlar, İslami ülkeler coğrafyası için kurumsal sorumluluk kavramının pek çok olumlu etkisinin işlevli olmasını engelleyebilir. Dolayısıyla kurumsal sorumluluk İslami ülkelere “yayılsa” dahi, kavramsal olarak sahiplenilirken “dönüştürülerek” aşındırılabilir. Bu durumu İslami kurumsal sorumluluk yaklaşımı üzerinden üç önerme üzerinden açıklayabiliriz:

  • Önerme: Pek çok İslami devlet hala gelişmekte olan ekonomilere sahiptir. Dolayısıyla kurumsal sorumluluk bu ülkelerde paydaş analizi, tedarik zinciri yönetimi, sürdürülebilirlik yönetimi gibi kavramları tanıtarak bir gelişme aracı olarak kullanılabilir.

Yorum: İslam temelli yaklaşım, kurumsal sorumluluğun zaten İslamın içinde olduğunu fazla vurgulayarak “en iyisini biz biliyoruz, biz yapıyoruz” düşüncesine kapılabilir. Oysa kurumsal sorumluluk ve kurumsal yönetişim gibi anlayışların teşvik ettiği şeffaflık, hesap verebilirlik ve yolsuzluk karşıtlığı gibi kavramlara en çok İslami ülkelerin ihtiyacı vardır. Aşağıdaki haritada Trasnparency International tarafından yapılan 2016 yılına ait verileri gösteren küresel yolsuzluk algısı endeki görülüyor. Yolsuzluğun en yoğun yaşandığı ülkeler koyu renkle gösterilmiş. (Nüfusu ağırlıklı olarak Müslümanlardan oluşan hiçbir ülke sarı renkle gösterilmiyor)

Yolsuzluk Algısı Endeksi – 2016

  • Önerme: Kurumsal sorumluluk tüm dünyada geçerli olabilecek bir iş etiği standardı oluşturulabilmesini sağlayabilir.

Yorum: Asgari bir standartta buluşmak isteyen tarafların başkalarına öğretmek kadar, başkalarından öğrenmesi de gerekir. Kurumsal sorumluluk kavramını zaten içinde barındırdığını düşünen bir yaklaşım başkalarının deneyimlerinden ders çıkarmak yerine, kendi doğrularını kabul ettirmek konusunda ısrarcı olabilir.

  • Önerme: Kurumsal sorumluluk raporlamaları kurumların stratejik yönetim süreçlerine yardım eder ve finansal olmayan konulara da odaklanarak kurumsal performansın daha geniş bir konu çeşitliliği ile izlenmesine katkıda bulunur.

Yorum: İslami kurumsal sorumluluk topluma katkı sunmayı, kurumsal sorumluluğun diğer alanlarından daha fazla vurgulama eğilimi gösterebilir. Bu durum şirket hayırseverliği uygulamalarının artmasını ve gelişmesini sağlayacaktır ancak kurumsal sorumluluğun kurum içi uygulamalarının arka planda kalmasına sebep olabilir.

İslami Yaşam ve Kurumsal Sorumluluk

Kurumsal sorumluluk Blowfield ve Murray’in analizine göre 3 farklı alanda incelenir. Buna göre

(1) kurumsal sorumluluk bir teoriler ve kavramlar üreten bir anlayıştır;
(2) piyasalar, iş dünyası ve çevre için geliştirilebilecek uygulamalar bütünüdür;
(3) raporlama, denetim ve kurumsal strateji gibi konularda çözümler üreten bir yönetim yaklaşımıdır.

İslami kurumsal sorumluluk en çok kurumsal sorumluluğun ilk anlamı için anlamlıdır. Tefsir ve fıkıh üzerinden yapılacak çalışmalar kurumsal sorumluluk anlayışını zenginleştirebilir veya Müslüman toplulukların kurumsal sorumluluğu daha iyi anlamalarına, benimsemelerine imkân sağlayabilir. Ayrıca İslam’ın beş şartı içinde yer alan zekât kavramı, İslami kültürde sıklıkla rastladığımız vakıflar ve sadaka geleneği, kurumsal sorumluluğun özellikle hayırseverlik boyutunu geliştirerek, yukarıda işaret ettiğimiz ikinci kapsam ile ilişkilenir.

Bu alanlar ile ilişkilendirilecek bir İslami kurumsal sorumluluk anlayışı, bazı olumlu etkilerin ortaya çıkmasını sağlayabilir:

  • İslami ülkelerde kurumsal sorumluluk iletişimini kuvvetlendirebilir
  • İslami ülkelerin kurumsal sorumluluk ile ilgili konularda kamu politikaları geliştirilme sürecini hızlandırabilir
  • Kurumsal sorumluluk kavramının Batı’dan ithal edilen ve şüphe ile yaklaşılması gereken bir kavram olduğuna dair önyargıların azaltılmasını sağlayabilir

Bir yönetim yaklaşımı olarak kurumsal sorumluluk ise İslam ile ilişkilendirilmesi en zor alandır. Çünkü bu alan sadece sadaka ve hayırseverlik gibi İslami yorumun kendisini güçlü hissettiği** kurum dışı uygulamalara değil, aynı zamanda kurumların kendi içindeki kurumsal sorumluluğa da odaklanmaktadır. Bu noktada şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi kavramlar öne çıkar. Maalesef İslami kurumsal sorumluluk hakkındaki uygulamalar henüz bu en temel kurumsal sorumluluk kavramları hakkında belirgin sonuçlar elde edememiştir. Ayrıca özellikle cinsiyet ile ilgili konular (örneğin; iş yerinde cinsiyet eşitliği, işe girişlerde eşit fırsatların oluşturulması) İslami kurumsal sorumluluk ile ilgili anlatılarda genellikle kendisine yer bulamamaktadır.

Bir bakıma İslami kurumsal sorumluluk, kurumsal sorumluluk ile ilgili İslami ülkelerde güçlü olan sadaka ve hayırseverlik gibi kavramları öne çıkarmakta**; kurumsal sorumluluk kavramı açısından çok önemli olmasına karşın İslami ülkelerin zayıf olduğu cinsiyet eşitliği, hesap verebilirlik ve yolsuzluk gibi konuları ise göz ardı etmektedir. Oysa kurumsal sorumluluk bir övünme sebebi olarak yorumlanmamalı, kurumsal gelişime imkân veren bir ilham kaynağı olarak görülmelidir.

*Bu yazı aslında 10 Eylül 2015 tarihinde CSR Middle East ve UNDP Kırgızistan işbirliği ile Bişkek’te düzenlenen “Business and Sustainable Development” isimli konferansta yaptığım sunumun içeriğini barındırıyor.

**Hayırseverlik konusunda İslami ülkeler ve Türkiye düşündüğümüz kadar güçlü müdür?
(http://www.sorumlukurum.com/turkiye-hayirsever-mi/)

 

Kaynaklar

Basah, M. Y. A. Yusuf, M. M. (2013) “Islamic Bank and Corporate Social Responsibility (CSR)”. EJBM-Special Issue: Islamic Management and Business. Vol: 5.

Blowfield, Michael. Murray, Allan. (2008) Corporate Responsibility: A Critical Introduction. Oxford.

Chahoud, Tatjana. (2007) Corporate Social and Environmental Responsibility in India – Assessing the UN Global Compact’s Role. Dt. Inst. Für Entwicklungspolitik.

Dusuki, A. W. Abdullah, N. I. (2007) “Maqasid al-Shari’ah, Maslahah and Corporate Social Responsibility”. American Journal of Islamic Social Sciences. Vol: 24.

Rishi Parul. Moghe, Swati. (2013) “Integrating Corporate Social Responsibility and Culture as a Strategy for Holistic Corporate Success in India”. Journal of Corporate Citizenship, Vol: 51.

Wang, Lei. Juslin, Heikki. (2009) “The Impact of Chinese Culture on Corporate Social Responsibility: The Harmony Approach”. Journal of Business Ethics. Vol: 88.

Williams, Geoffrey. Zinkin, John. (2010) “Islam and CSR: A Study of the Compatability between the Tenets of Islam and the UN Global Compact”. Journal of Business Ethics, Vol: 91.