MBA: Müdürlük Biliminin Anlaşılması

MBAModern yaşam, tarihte hiç olmadığı kadar ‘birey’ üzerine vurgu yapmış, devletler vatandaşlarına kendi kimliklerini kendilerinin kazanması için her türlü imkânı sunmaya başlamıştı. Artık herkes gereklilikleri yerine getirmek kaydıyla amacına ulaşabilecekti. Toplumsal yapı artık tabakalar arası geçişliğe hiç olmadığı kadar imkân sağlıyordu.

Dolayısıyla ailemizin uğraşılarını devam ettirme kısıtlanmışlığı yok oldu. Babanız memur olabilir, siz de hukuk eğitimi görüp hâkim olabilirsiniz. Anneniz ev hanımıydı belki, ama siz şimdi büyükelçi bile olabilirsiniz. Elbette Atatürk’ün herkesin başbakan hatta cumhurbaşkanı bile olabileceğini, ancak “sanatçı” olamayabileceğini vurguladığı meşhur sözünü de unutmamak gerekiyor.

Öte yandan aile mesleği tamamen ortadan kalkmış değil. Özellikle eğer aileniz bir şirket sahibiyse, siz hem modern toplumun size sunduğu çeşitliliğe, hem de aile işinizi devam ettirme seçeneklerine sahipsiniz.

Nüfus her geçen gün artar, kaynaklar daha da kıtlaşmaya devam ederken, aile işini devam ettirmek, çoğu zaman bir seçenekten çok kıymeti bilinmesi gereken bir şans olarak yorumlanır. Aileleri şirket sahibi çocukların ilköğretim ve liseden sonra hala üniversite eğitimi almalarına, kendi işini bulmak zorunda olan diğer modern zamanlar çocukları anlam veremeyebilirler.

Eğer aileleri şirket sahibi öğrenciler kendi özel yollarına devam etmek istemiyorlarsa genelde ticaret, işletme veya iktisat gibi bir alanda uzmanlaşırlar. En son safhada ise “İşletme Yönetimi Yüksek Lisansı” yaparlar. Çünkü 18.yüzyıl sonrasında gitgide daha da şirket yapısı etrafında örgütlenen toplum yapısı, şirket yönetimini ve şirket vasıtasıyla ürün ve hizmet üretimini sadece bir deneyim meselesi olmaktan çıkarmış, bir bilim haline getirmiştir.

İşte kısaca MBA (Masters in Business Administration) olarak andığımız bu özel yüksek lisans eğitimi, aile şirketlerinde ileride yöneticilik yapmak isteyen öğrencilere veya şirketlerde yöneticilik yapmaya hazırlanan özel sektör çalışanlarına işletme yönetimini öğretmek amacıyla ortaya çıktı.

İlk defa ticari ilimler üzerinden yüksek lisans programı öneren okul ABD’den Dartmouth College oldu. Fakat tam anlamıyla ilk defa MBA Programı, Harvard Üniversitesi tarafından 1908 yılında açıldı. Öte yandan MBA programlarının yaygınlaşması asıl olarak 1930’lu yıllarda baş gösteren Büyük Buhran döneminde gerçekleşti. O dönemin ekonomik yapısı çerçevesinde işletmelerin sadece kar etmeye yönelik dar anlayışlarının, şirket merkezli (corporatist) yeni toplumsal yapıda yeterli sonuçları veremeyeceği anlaşıldı. Böylece artan bir oranla şirket yöneticileri ve yönetici adayları MBA programlarına katılmaya başladılar.

Büyük Buhran ve sonrasındaki dönemlerde MBA programı, öğrenciler farklı alanlardan gelse de ortak bir eğitim programını izliyordu. Program dâhilinde dönemin Fordist ahlakı gereğince, daha çok malı daha geniş kitlelere satmaya kilitlenmiş şirket yöneticilerine ve yönetici adaylarına ekonominin toplumsal yapıyla ilişkisi daha geniş bir çerçeveden aktarılmaya çalışılıyordu. Böylece öğrencilerin işletme etkinliklerinin sonuçlarını daha geniş bir kapsamdan değerlendirmeleri ve bir daha Büyük Buhran gibi bir felaketi ortaya çıkarmayacak şekilde genel toplumsal faydayı gözeterek hareket etmeleri amaçlanıyordu.

Büyük Buhran, İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş Dönemiyle birlikte değişen ve her geçen gün daha çok serbestleşen dünya ekonomisiyle birlikte MBA programları da değişiyor. Günümüzde MBA ilk ortaya çıktığının aksine birçok farklı alana özelleştirilmiş programları sunuyor. Ayrıca konularının farklılaşmasına ek olarak MBA programlarının yapıları da çeşitlenmiş durumda. Tam zamanlı, yarı zamanlı, hızlandırılmış ve bilgisayar üzerinden takip edilebilen MBA çeşitleri, farklı konulara göre de ayrışıp çeşitli birleşimler sunarak, günümüz ‘yüksek eğitim sektörünün en canlı ürünlerini’ meydana getiriyor. MBA programlarının ücretlendirilmesi de oldukça çeşitli. Genel verilere göre daha çok vakıf üniversiteleri tarafından sunulan Türkiye’deki MBA programlarının ücretleri 4000TL’den başlayıp, 38000TL’ye kadar çıkabiliyor.

Son zamanlarda MBA programlarıyla ilgili Amerika’da ortaya çıkan son ekonomik krizin etkileri tüm dünyada olanca sertliğiyle hissedilirken, çok ilginç bir iddia ortaya atıldı: Küresel ekonomik krizin asıl sorumlusu MBA öğrenimi görmüş yöneticiler!

Bu iddiaya göre zamanla kuruluş amacından ve kapsamından sıyrılıp büyük toplumsal faydayı gözetmek yerine, dar alandaki yönetim becerisini en koyu şekilde geliştirmeye odaklanan MBA programlarında eğitim görmüş yöneticiler, kendi ticari bölgelerinde derinleştiler, ancak ‘büyük resmin’ parçalanmasına neden oldular. Bu fikrin savunucularına göre eğer üniversiteler, yöneticileri bu şekilde toplum faydasını gözetmeksizin yaratıcılığın ve deneyimin sadece odakta tutulan alanın daha kârlı hale getirilmesi için konuşlanmış yöneticiler yetiştirmeye devam ederse, hâlen etkilerini hissettiğimiz türden küresel çaplı ekonomik krizler asla dinemeyecek.

Elbette küresel ekonomik krizin tüm faturasını MBA mezunu yöneticilere kesmek biraz ağır bir genelleme. Ancak bu iddia önemli bir eğilimi göstermesi açısından önem arz ediyor. MBA programlarının 100 yıllık tarihindeki evriminden de gözlenebileceği gibi, doğrudan toplumsal fayda odaklı girişimler bile, zamanla sürdürülebilirliği hesaba katmadan  ‘daha çok kazanç, daha kârlı girişim’ şartlanmalarına yenik düşebiliyor. Bu şekilde kısa dönemde belli bir kârlılık sağlansa dahi, uzun dönemde sürdürülebilir bir nitelik artışı yakalanamıyor.

Galiba tam bu noktada kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı toplumsal yapıyı ve ekonomiyi, hem daha geniş bir bakış açısıyla, hem de daha derin bir saptama becerisiyle göz önünde bulundurmamızı sağlıyor. Ne dersiniz, umarız bu tartışmalardan sonra belki de MBA programlarının müfredatında kurumsal sosyal sorumluluğun ağırlığı biraz daha artar.

*Bu yazı daha önce Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği’nin Nisan 2010 sayılı bülteninde yayımlandı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.