Opet Sürdürülebilirlik Raporu 2012-13

Kurumsal sorumluluk ile ilgili çalışmalarda sıklıkla karşılaşılan bir çıkmaz vardır: Kötü sektörlerden iyi şirketler çıkar mı?

Rüzgar enerjisini elektrik enerjisine çeviren tribünleri üreten bir firmada çalıştığınızı düşünün. Büyük ihtimalle kurumsal sorumluluk hakkında konuşmak, kurumsal metin üretebilmek, silah üreten bir firmada çalışan bir kişiye göre sizin için çok daha kolay olacaktır.

Petrol ile ilgili işler de genellikle “kirli” görülür. Dünyanın ekonomik ve toplumsal dengesini belki de diğer tüm emtiadan daha fazla etkileyen bu sınırlı kaynak ile ilgili yapılan işler, akıllara güzel görüntüler gelmesini kolaylıkla beceremez.

Ayrıca petrol genellikle uluslararası şirketlerin işidir. Tüm bu etkenleri bir arada düşündüğümüzde şöyle bir hipotez kurulabilir: “Uluslararası baskıları yatıştırmak amacıyla petrol ile ilgili şirketler, kurumsal sorumluluğu bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak kullanmaya daha yatkındırlar”

Dünyanın en büyük şirketleri listesinin üst sıralarında genellikle petrolle meşgul firmalar bulunur. Türkiye ciddi bir petrol üreticisi olmamasına rağmen, Fortune 500 Türkiye listesinde (2013) yer alan ilk 5 şirketin 3 tanesi petrol ile ilgilidir.

Opet Petrolcülük A.Ş. aynı listeye göre Türkiye’nin en büyük 5. şirketi konumunda yer alıyor. Opet’in yayınlanmış son sürdürülebilirlik raporu 2012-2013 dönemine ait:
http://www.opet.com.tr/opet_uploaded_files/file/basin_odasi/OPET_Surdurulebilirlik_Raporu_06_11_2014.pdf

Rapor Küresel Raporlama Girişimi’nin (GRI) 3. nesil uygulama rehberine uyumlu olarak B seviyesinde yazılmış. Daha ilk sayfadan okuyucular rapor ile ilgili geribildirimde bulundurmaya davet ediliyor ve bu iş için ayrılmış iletişim adresleri sunuluyor.
Ekran Resmi 2015-05-28 18.39.03Zamanında Mersin’de motoryağı satan mütevazı bir dükkanla başlayan iş hayatını, Türkiye’nin en büyük beşinci şirketinin yönetim kurulu başkanı olarak sürdüren Fikret Öztürk, kuşkusuz hem Opet hem Türk özel sektörü için karizmatik ve ilham verici bir lider. Öztürk’ün sunuş yazısı Türkiye’de yayınlanan sürdürülebilirlik raporlarında sıklıkla tekrar edilen ‘ekonomik koşullar zorlu olmasına rağmen, bizler iyi bir performans sergileyebildik’ mesajını işliyor.

Sürdürülebilirlik raporlarında eğer hem başkan, hem genel müdür mesajları olursa, genellikle başkan daha genel mesajlar verirken, genel müdür ayrıntılı finansal hesaplara değinir. Bu yüzden genel müdür mesajlarını okumak daha sıkıcıdır. Opet’in raporu bu engeli aşmak için genel müdür mesajını röportaj formatında vermiş. Mesajda çok farklı bir içerikle karşılaşamasak da ileride Opet’in elektrik ihtiyacının %15’ini tek başına karşılayacak bir güneş enerjisi üretim sistemi kurulacağı planını öğreniyoruz.

Opet’in ilginç bir ortaklık yapısı bulunuyor. Buna göre şirketin %50’si Öztürk Ailesinin, diğer %50’si ise Koç Holding’in hisselerinden oluşuyor. Diğer Koç Holding ile bağlantılı şirketlerde olduğu gibi, Opet, Koç Holding vasıtasıyla Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalamış sayılıyor.

Opet’in müşterilerle birlikte yürüttüğü en kayda değer program 2000 yılında başlatılan “Kusursuzluk Elçileri”. Yaklaşık 500 adet aktif (7000 kadar kayıtlı) gönüllü müşteri her an Opet’i denetleyebiliyorlar ve teftişlerini çeşitli yazılımlar sayesinde anında merkeze iletip, konunun takibini gerçekleştirebiliyorlar. Elçi’lerin sayısında ve denetim miktarında 2012’den 2013’e düşüş yaşanmasına rağmen raporda ilgili istatistikleri takip edebiliyoruz.

Ekran Resmi 2015-05-28 17.55.05Opet bir petrol dağıtım şirketi. Petrolü üretmediği veya işleyemediği için şirketin çevresel sorumluluklarını diğer petrol şirketleri kadar derinleştiremiyor. Yine de rapor gerekliliklerinin çevreye ilişkin sorularına tümüyle yanıt verilmiş.

Çalışanlarının ortalama yaşının 36 olduğu Opet’te toplam 835 kişi çalışıyor. Elbette bu sayı istasyonlarda çalışan (bayilerdeki) kişileri kapsamıyor. Çalışanlara yönelik hazırlanmış Çalışan Destek Hattı’nın kurulması takdire değer. En olumsuz veri ise Opet çalışanlarının maalesef sadece %17’sinin kadın olması.

Raporda ayrıca Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk ile ilgili yapılmış bir röportaja da yer verilmiş. Nurten Hanım daha çok Opet’in sosyal sorumluluk projelerinden konuşuyor. Acaba bir klişeye mi rastlıyoruz? Neden şirketin üst yönetimdeki erkekler, şirketin geneli ile ilgili konuşurlarken, ancak insan kaynakları, sosyal sorumluluk, iletişim gibi “destekleyici” alanlar kadınlara kalır? Uzun süredir özellikle insan kaynakları birimi “kadın işi” olarak algılanıyor. Umuyoruz kurumsal sorumlulukla ilgili ve tüm diğer işler sadece “erkeklerin” veya “kadınların” değil, “herkesin” işi olur.

Temiz Tuvalet kampanyası Opet’in yüz akı programı. Galiba artık herkes en temiz tuvaletlerin Opet’te olduğunu biliyor. Türkiye genelinde 1400’e yakın bayisi olan Opet, bu durumda Türkiye’ye 1400 adet kamuya açık temiz tuvalet sağlıyor. Sadece bu veri bile Opet’in kurumsal sorumluluk konusunda övgü almasına değer. Nitekim Fikret Bey de mesajında Temiz Tuvalet’in 2012 yılından itibaren Türk Standartları Enstitüsü tarafından tanınan bir standart haline geldiğini gururla ifade etmekte oldukça haklı.

Opet’in Tarihe Saygı, Yeşil Yol, Örnek Köy gibi pek çok sosyal ve kurumsal sorumluluk projesi bulunuyor. Rapor tüm bu proje ve programlarla ilgili fazla övünmeyen, “şişirilmemiş”, samimi ve ayrıntılı veriler içeriyor.

Akaryakıt dağıtan bir şirket kurumsal sorumluluk ile ilgili neler yapabilir diye kendinize sorun, sonra bu rapora bakın, büyük ihtimalle bir benzerini Opet yapmıştır. Bana göre Opet, kurumsal sorumluluk yaklaşımı ve raporlarıyla Türkiye’de örnek gösterilecek şirketlerin başında geliyor.

Opet halka açık bir şirket değil. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından denetlenmiyor. SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri ile ilgili bildirimde bulunmak zorunda değil. Çok uluslu bir şirket değil. Uluslararası tedarik zinciri baskılarına da maruz kalmıyor. Hatta uluslararası sermaye yapıları sebebiyle kurumsal sorumluluk alanında daha fazla performans göstermelerini bekleyebileceğimiz OMV Petrol Ofisi ve Shell & Turcas’tan açık ara çok daha başarılı bir kurumsal vatandaşlık sergileyerek, yazının başındaki hipotezi geçersiz kılıyor.